|
YÖRESEL ÖZELLİKLER

Folklor : Yörenin
sözlü kültürü oldukça zengindir. Ancak bunlar sistemli ve planlı çalışma ile gün
ışığına çıkarılması gerekmektedir. Son 25-30 yıldır toplumun dışa açılması başka
kültürlerle iletişimi görsel ve yazılı basının egemenliği genç neslin kültürünü
tanımayışı sonucu müthiş bir kültür erozyonu yaşanmaktadır.
Efsaneler:
Türkü ve Maniler ; Mani ve türkü çok olup otantik özelliği olacağı kanısıyla
aşağıda örneklerle yetinelim.
|
Mektup yazdım yaz idi
Kalemim kiraz idi
Daha çok yazacaktım
Mürekkebim az idi
Karanfil eğmeyinen
Göz göze değmeyinen
Adam yardan ayrılır mı
Babası döğmeyinen |
Maniyi baştan söyle
Kalemi kaştan söyle
Karnımın açlığı var
Ekmekten aştan söyle
Tepeköyün düzleri
Hoş kokar nergisleri
Oğlan kızın peşinde
yitirmiş öküzleri
|
Ilgar bir maral olsa
Saplısı karar olsa
yıkarım ılgar seni
yara bir zarar olsa
Kaleden indim ancak
Elinde yeşil sancak
Ne kız oldum ne gelin
odlara yandım ancak |
Deyimler
: Yöreye özgü bazı deyimler ;
Her boyağı boyadık fıstıki boya kaldı, bacım umuyor bacımdan bacım ölüyor
acından, adamın ayısı olmasa ayının biri bin para, itin ahmağı o ki gayganadan
(Sahanda yumurta) pay, umuyor, Kork aprılın beşinden öküzü ayırır eşinden
DAMAL TÜRKMENLERİ’NİN GELENEKSEL KADIN GİYİMLERİ
Damal
Türkmenleri, geliyorum, gidiyorum biçiminde, İstanbul ağzına yakın bir şive ile
konuşurlar. Genellikle haziran – ekim ayları arasında yaylalara çıkarlar.
Burada yaşayan
Türkmenlerimiz, en eski ve özlü Türk giyim kuşamını ve çeşitli bütün adetlerini,
günümüze kadar özenle yaşatmışlardır.
Bildirimimizde,
Damal Türkmenleri’nin günümüze kadar süregelen geleneklerinden, kadın
giyimleri üzerinde duracağız.
ÜÇETEK
ENTARİLERİ: Eski Anadolu Türk Kadın Kılığı’nda üç etek entari, üzerinde
durulmaya değer bir giyim çeşididir. Üçetek entariler, önceleri köy ve kentte ki
bütün anadolu kadınlarında, günlük giyim olarak kullanılmıştır. Mevsimine göre
bunların, türlü renkte pamuklu veya yünlü kumaşlardan yapıldığı, ancak kadife ve
atlastan olanların genellikle düğünlerde, bayramlarda ve şenliklerde giyilen bir
gelin giysisi olduğu bilinmektedir.
Üçetek giysisi hala
Damal’da vazgeçilmez bir giysi olarak giyilmektedir. Bilhassa köylerimizde bu
oran daha fazladır.
Yöremizde bu üçetek
entariye; peşli, üç peşli veya saya gibi değişik adlar verilir. Üçetek entarinin
ön etekleri ya düz olarak serbest bırakılarak bele tutturulur. Ya da önden
kaldırılan etek uçları arkadan birleştirilir. Etek uçları kaldırılanlarda, öne
bir önlük bağlanır. Üçetek ile birlikte “Göynek” gömlek,şalvar ve Fermene
denilen cepken veya yelek giyilir.
Öteki
bölgelerimizdeki kadınlar, genelde üzerlerinde gömlek ve şalvar ile birlikte bir
üçetek entari taşıdıkları halde, Damal’da bu entariden 4-5 katı, üst üste
giyilir. Bunların yanı sıra ,ayrıca eteklere de yer verilir. Bu etekler,
peştamal gibi diktörtgen biçiminde olup, bele bağlanarak kullanılır. Üçetekler
arasında kullanılan bu eteklerin biri önden arkaya bağlanırken, ikincisi arkadan
öne doğru bağlanır.
Böylece, biri önde,
öteki arkada olmak üzere biri birini takip ederek, üç adet etek ile, beş tane
üçetek entari üst üste giyilir. Üçetek entari ile birlikte kullanılan
eteklerden, öndekine, düz örtü, arkadakine belleme denilir. Yeni evli kadının en
az beş entari, üç de etek ve bir yeleği bir arada giymesi gerekli görülür.
Üçetek entari, etek
ve yeleklerin hepsi astarlıdır. Bu giysilerle birlikte, gömlek ve şalvarları da
unutmamak gerekir. Giyilen gömleğe; Ğöynek Eteği denir. Göynek eteğinin beden
kısmı, beyaz bezden, eteği ise, renkli herhangi bir kumaştan yapılır. Şalvar,
pazenden olup, pijama gibi dikilir ve paçaları, çorap koncuna sokulur. Etek ve
entarileri üst üste giyerken, özellikle renklerin birbirine uyuma dikkat edilir.
Çünkü entarinin etek uçları ile birlikte, peştamal biçimindeki eteklerin uçları
da kaldırılır. Böylece giyenin arka tarafında öyle bir düzenleme yapılır ki,
kat kat giyilen entari ile eteklerin, renkleri arkadan görünür. Bu bakımdan
birbirini takip eden renklerin uyumu önemlidir.
Damal’da, etek
uçlarının kaldırılış biçimi,öteki bölgelerimizden oldukça farklıdır.Entarilerin
ön uçları kaldırılmadan önce bele,genişçe bir dokuma,kuşak sarılır.Etek uçları
kaldırılarak, yan tarafından bel’e, bu kuşak arasında sıkıştırılır.Uçların
yanlarda toplanarak sıkıştırılması, giyenin bedenine genişlik verir. Bedenin
böylece geniş görünmesi bölgede makbuldür. Hem renk zenginliği, hem de geniş
görünmek için Türkmen kadını üst üste giyinir. Entarilerin arka etekleri ise
değişik ve uyumlu renkleri ile, arkadan görünüşü güzelleştirir. Yöre halkımız
genellikle, 1800-2000m. yükseklikte yayla ikliminden olduğundan, kadınlarımızın
üst üste giyimi, sıkıcı veya bunaltıcı olmaz.
Üçetek entarinin
önlerini ve eteklerinin çevresi, karşıt renklerdeki şeritlerle süslenmiştir. Bu
süslere, Zincef denir. Ön etek uçları kaldırılıp, arka etekler de
düzenlenince, öne bir siyah önlük takılır. Bu önlüğün üzeri, genelde Koçboynuzu
süsleriyle süslenir. Önlük de astarlıdır. Yöremizde, üçetek entariye; Saya, onun
üzerine giyilen kolsuz üstlüğe,yelek veya kollu giysiye;cepken denir.Kol’a,bilek
kısmı tasmalı, üst kısmı büzme bağcıklı (şimdilerde lastikli) geniş birer kolçak
takılır.
Kolçak
ağzındaki tasması da, entarilerde olduğu gibi kolçakta karşıt renkteki kumaştan
yapılır. Bu değişik renkteki kol tasmasına da, entarilerdeki gibi, Zincef denir.
Geniş olan, kolçağın ortası, bir bağ ile hafif sıkılarak, boğum yapılır. Kolçak
renginin, göğse takılan boncuklu, tor ile giysilerin rengine uymasına özen
gösterilir.
Kadınlarımızda,
Göğüslük geleneksel giyimin tamamlayıcı bir süsüdür. Giysiler üzerine göğse,
mutlaka dikdörtgen biçiminde bir göğüslük konur. Bu da, yukarıdaki bir bağ ile,
boyuna geçirilip, alt uçları da, birer bağcıkla arkadan bağlanır. Göğüslük koyu
renkli, genelde siyah bir kumaştan yapılır. Buna, döşlük denir. Döşlülüğü, yaşlı
kadınlar ile dul kadınlar takarlar. Genç kadınlarda ise, tamamen boncuklardan
yapılmış Tor denilen göğüslük kullanılır.
Bütünü boncuklardan
yapılan göğüslük, sık bir balık ağı gibi dokunup, geometrik şekillerde
renklendirilmiştir. Yanlarına çepeçevre bir veya iki sıra beyaz veya renkli
düğmeler dikilir, bu düğmelerin seçiminde bile estetiğe önem verilir. Düğmelerin
dikilişinde zıt renkteki iplik kullanılır.
Damal
Türkmenleri’nin giyimlerinde, boncuklardan yapılma süslere ve takılara, çok önem
verilir. Bu rengarenk giysiler göz nuru, el emeği ve özenle hazırlanmış, çeşitli
renklerde, örme boncuk süslerle zenginleştirilir. Kemerler, çeşitli saçbağları,
baş süsleri, bilezikler, göğüslükler hep renkli boncuklardan yapılır. Kadın;
gümüş, hamaylı, kehribar veya iri boncuklardan kolyeler ve altınlar ile boynunu
dizi dizi boncuk ve savatlı gümüş bileziklerle de kollarını süsler. Kola takılan
boncuk dizilerine, kol boncuğu deniyor. Boncuklu süs takılar, iri boncuklardan
yapılmıştır. Bütün boncuk işleri ve giysilerini, Damal’lı Türkmen kadını kendisi
hazırlar. Esasen Türkmenler’de, kadının marifetli olması, kendi giysilerini
kendisinin yapması şarttır. Marifetli olmayan, kendi giysilerini dikmeyen kız
evde kalır.
Geleneksel
giysilerde, özel başlıklar kullanılır. Gelenek ve göreneklere göre yapılan
başlıklar, malzeme ve görünüş bakımından, çeşitlilik ve zenginlik gösterir.
Köy kadınları;
fesleri, üzerindeki altınları, gümüşleri, boncuk süslemeleri ve renk renk
başörtüleri, ayrıca; altın, gümüş ve boncuktan takıları ile, değişik başlıklar
ortaya koymuşlardır. Başlığın hazırlanışı, bağlanması, süsleri sonsuz bir beceri
ve sanatın ürünüdür.Türkmen kadını, pul ve boncuklarla süslü örtüleri, tepelik,
yanaklık, alınlık; ayrıca, topsu, imleçler,
çıngıl ve sakalduruk adlarını taşıyan süsleri ve çiçekleri ile, çok çeşitlilik
ve sonsuz güzellikler ortaya koymuşlardır. Böylece bölgeden bölgeye farklılıklar
görülmekteyse de, bu farklılıklar özde değil görünüştedir. Özellikler ortak
olup, özde birlik ve bütünlük vardır.
Başlıklar kadının,
sosyal durumunu ve ekonomik gücünü gösterir. Genç kız, gelin, evli kadın,
çocuklu kadın, dul kadın, oğlu askere gitmiş kadın ve ninelerin kullandıkları
başlıklar, bu özelliklerini yansıtırlar. Bunların her birindeki başlığın ayrı
bir özelliği vardır. Ancak hepsinde de özde birlik vardır.
Bütün değişik
başlıkların hepsinde, başa önce bir fes veya takye giyilir.Buna genelde, Terlik
veya Arak-Çin (ter toplayan) denir. Her ikisi de, ter emici anlamında
kullanılmaktadır. Kadın başlıkları, terlik üzerine, çeşitli, ipek, keten, tül
vs. gibi malzemeden değişik renkteki örtüler bağlanarak ve takılarla süslenerek
yapılır. Bazı bölgelerde bunlar, bir kep gibidir. Çeşitli yöntemlerle başa
yükseklik verilir.
İster kep
biçiminde, ister kasnaklı olsun bu gibi başlıkların hepsi altın, gümüş veya
boncuklar ile süslenir. Üstü düz olanların tepesi, ya renkli boncuklarla
işlenir veya gümüş tepelikler konur, ya da sade olarak kullanılır.Yeni evli
kadın başlıklarında başa, keten denilen işlemeli beyaz bir örtü örtülür.Bunun
üzerine, Yağlık denilen çeşitli renkteki örtüler sarılır, ve bunların üzeri
çeşitli takılar ile süslenir.Bu keten denilen beyaz örtüyü yalnızca evli
kadınlar kullanır.Kızlar kesinlikle örtünmezler.
Başlık keteni
üzerine, boncuktan veya gümüşten çeşitli takılar takılır. Başlıklarda ayrıca,
başlığın iki yanına tutturulmuş bulunan, kulakların önünden ve çene altından
geçen süslü bağlar bulunur. Çenebağı olarak bilinen bu bağ, başlığın kaymasını
önler ve ayrıca bir süs aracı olarak da gösterişlidir. Çene bağları, ekonomik
durumu yetersiz dul ve yaşlı kadınlarda, herhangi bir kumaştan dikilmiş bir bağ
olabildiği gibi, servete göre altın, gümüş ve boncuk dizilerinden de yapılır.
Bu bağa yöremizde;
çenebağı, sakandırık, sakanduruk denir.
Damal
Türkmenleri’nin başlıkları ile baş süslemelerinin,ayrı bir özelliği vardır.Başa
önce yaklaşık 8-10 santim yükseklikteki; terlik veya kofik denen fes giyilir.Bu
terliğin ön yönüne, şakağı bütünüyle saran siyah ve koyu kırmızı renkli
boncuklardan, geometri şekilleriyle işlenmiş 5-6 santim eninde bir şerit
dikilir. Boncuklardan yapılan bu şakak şeridine Siyil
deniyor.
Evli kadınların
başına, bu boncuk şeridin üst kısmına, gümüş veya altın paralar sıralanır. Bu
sıralamada, alnın orta kesimine gelen yere, iri bir gümüş veya altın, kulpundan
dikilir.Fes yani terliğin yanlarından tutturulup, çenenin altına gelen çenebağı,
yöremizde de hep boncuktan yapılır ve genellikle en çok sakandırık adı ile
bilinir.Sakandırık, her biri orta genişlikteki parmak kalınlığında bükümlü iki
veya üç boncuk kelebinden oluşur.
Damal
Türkmenleri’nde de; genç kız, gelin, evli kadın ve dul kadın ile nine başlıkları
ayrı özelliklerdedir. Burada kısaca, yeni evli gelin başının nasıl olduğunu
görelim: Yeni evlenmiş bir gelin ile, 8-10 yıllık evli genç kadının başlığı, ana
hatları ile birbirine benzer. Ancak, yeni gelin başındaki boncuk ve takılar daha
zengindir. Damal Türkmenleri’nde de, evlenişinden üç gün geçince gelinin başı
törenle ilk defa, kadın başı olarak düzenlenir. Başa önce, üzerinde çenebağı
(sakandırık) ve siyili bulunan yeni bir fes giydirilir. Bunun üzerine, kenarları
ve arkaya gelen köşesi ufak boncuklarla zengin bir şekilde işlenmiş beyaz bir
örtü, köşeğenden katkanarak örtülür ve çene altından geçirilerek tepede
bağlanır.Buna keten denir.Bu ketenin üzerine,yağlık denilen üç adet krep,
köşesinden katlanarak, 8-10 santimlik şeritler halinde kıvrılır ve fesin
çevresine sarılır.
Başın arka
tarafına, boncuktan yapılmış ve 4-5 santim genişliğinde bir şerit, şakaklar
üzerinde bulunan iri sedef düğmelere ilikli olarak tutturulur. Başın arka
yönünde bulunan bu boncuk şeride, Yular denir. Bunun üzeri, sıra halinde iri
beyaz sedef düğmelerle süslenebilir. Burada da, düğme dikişlerinde iplik
yönlerine özen gösterildiği görülür.Bu baş biçimi, evli kadının günlük
başlığıdır.
Ayrıca, isteğe
bağlı olarak günlük giyimde, kadın başlığının arka tarafına, boncuktan yapılmış
15-20 santim uzunluğunda, top denilen bir püskülde takılır. Genç kadınlar,
düğün, nişan ve sünnet gibi törenlerde, başlarına yine boncuktan süsler
takarlar.Yeni gelinler ise olabildiğince bol boncuklu süsler kullanır.Yeni evli
kadında, keten üzerine T şeklini andıran ve bütünü boncuktan yapılma bir baş
süsü, üzerinde kancalar yardımı ile, başın arka tarafına tutturulur. T
biçimindeki baş süsünün ayağı diyebileceğimiz dikey kesimi, 8-10 santim
genişliğinde ve 25-30 santim uzunluğunda bir dörtgen biçimindedir. Bunun tepe
kısmı, 3-4 santim enindeki boncuk dizisinin yanı sıra düğmelerle de süslüdür.Bu
baş süsüne, Duluk ipi deniyor.
Duluk ipi, rengarenk
boncuklarla, geometrik şekillerle işlenmiştir. Alt kısmına boncuklardan saçaklar
yapılmıştır. Ayrıca, başın iki yanına boncuktan yapılma Top denilen püsküller
takılır. Bazen başın arka tarafına duluk ipi yerine, bu toplardan da takılır.
Yine gelinlerde duluk ipinin yanı sıra, boncuktan yapılma, parmak kalınlığında
ve kalem biçiminde saçakları bulunan süslere de yer verilir.Ayrıca, saçlar
üzerine boncuktan değişik süsler takılır. Arkaya, bele boncuk, kordenet ve
bazen gümüşten yapılmış saçbağı denilen bir süs bağlanır. Bele bağlanan saçbağı,
belden eteğe doğru sarkar.Yine belin iki yanına ve öne yedek denilen boncuk
süslemeler takılır.
Genç kızlarda da
siyil adı verilen ön şerit, yular denilen arka şerit ve sakanduruklu fes
giyilir. Arkadan sarkan saç örükleri üzerine, yine boncuktan yapılma saçipi veya
kütük denilen süsler konur. Saçipi, yatık dikdörtgen şeklinde olup, alt kısmı,
içi pamukla doldurulup yuvarlak örülmüş, parmak kalınlığında saçaklı bir süstür.
Kızlarda keten
örtünme adeti yoktur. Ergenliğe erişmemiş kızların başlıkları da aynı
özelliktedir.
Damal’da yeni evli
kadınların entarileri, genelde kadifeden yapılmaktadır.5-6 üçetek entarinin, 3
adet eteğin ve önlüğün üst üste giyildiği, bunların hepsinin astarlı oluşları,
ayrıca o ağır boncuktan süsleri de düşünülürse, yüksek yaylalara yaraşan bu
Türkmen giysileri ile giyinik olarak yazın dolaşmanın da güçlüğü ortaya çıkar.
Ne var ki, küçük yaştan böyle giyinmeye alışıldığı için zor gelmemektedir.
Tabiidir ki 5-6 kat
üstüste giyinilen Damal Türkmen kadın giysileri ve takılarının maliyeti de,
oldukça yüksek olup, ayrıca çok el emeği ve özen istemektedir.
DAMAL ve YÖRESİNE AİT MANİLER
|
Pınar başı dikmeli |
|
Doymamışım aş ile |
|
Dibine gül ekmeli. |
|
Gözüm dolu yaş ile |
|
El oğlunun derdini. |
|
Nerelere giderim |
|
Ölenecek çekmeli |
|
Bu sevdalı baş ile |
|
|
|
|
|
Üçderenin yolu ayaz. |
|
Duvağın bezeklisi |
|
Bir mendil buldum beyaz |
|
Tarlanın tezeklisi |
|
Kurban olduğum Allah |
|
Sarıldıkça tat verir |
|
Seveni sevene yaz. |
|
Kızların göbeklisi |
|
|
|
|
|
Yudum yudum duruldum |
|
Ola sen Sorslu musun? |
|
Altın idim pul oldum |
|
Ayağı mesli misin? |
|
Kimseye gönül vermezken |
|
Kan edenler barıştı |
|
Bir kötüye kul oldum |
|
Yoksa sen gavur nesli misin? |
|
|
|
|
|
Bacadan ot atıyor |
|
Koyunlar sağılanda |
|
Kızlara çalım satıyor |
|
Sağılıp soğulanda |
|
Ola çalımın batsın |
|
Anan nasıl dayansın? |
|
Anan çulda yatıyor |
|
Askerler-okullar dağılanda |
|
|
|
|
|
Ulgar bir maral olsa |
|
Dağ başında mağara |
|
Saplısı karar olsa |
|
Felek gözün ağara |
|
Ulgar seni yıkarım |
|
Ana beni severdin |
|
Yara bir zarar olsa |
|
Biye verdin cahala |
|
|
|
|
|
Bir taş attım çeliğe |
|
Jaradğ’da talan var |
|
Çeliğin çiçeğine |
|
Beni derde salan var |
|
Kurban olam sarılan |
|
Çek bayrakçı bayrağı |
|
Kızların gökçeğine |
|
Gözü yolda kalan var |
|
|
|
|
|
Kamerinin düzünden |
|
Çamlıyurdun düzleri |
|
Keçileri aşırmış |
|
Top biter nergizleri |
|
Oğlan kızın yüzünden |
|
Oğlan kızın yüzünden |
|
Yolları şaşırmış |
|
Yitirmiş öküzleri |
|
|
|
|
|
Bir kuş tuttum alaca |
|
Damal’ın ovası var |
|
Bağladım dört ağaca |
|
Ovası obası var |
|
Mevlam bir yazı yazmış |
|
Benim sevdiğim kızın |
|
Ne kapı var ne baca |
|
Ne zalim babası var? |
|
|
|
|
|
Şulgürün deresi cızıdır cızı |
|
Hastayım nar isterim |
|
Açarlar yaramı dökerler tuzu |
|
Döşeği dar isterim |
|
Beni bir gavur vurdu |
|
Dar döşeğin üstünde |
|
Yaramı bağlayan bir Türkmen kızı |
|
Cilveli yar isterim |
KINA GECESİ
Gelinin yengesi, evlenme çağı gelmiş bekar
kızlar ve davul zurna beraberinde kına hazırlanır. Gelinin başı bir
yağlıkla(başörtü) örtülür. Selavat getirilerek ve arkasından maniler söylenerek
kızın oturduğu mekan çevresinde üç kez dönülür.bir tepsi içerisinde mumlar ve
kına bulunur. Mumlar ateşlenir ve davul zurnanın ağlatma makamı eşliğinde
gelinin eline kına yakılır. Arta kalan kınadan diğer kız arkadaşları da kına
yakılır. Söylenen türkü şudur;
“Kınayı getir ana
Parmağın batır ana
Ben bu gece misafir
Koynunda yatır ana
Damın önü çeperler
Çepere su serperler
Uzak yoldan geleni
Terli terli öperler”
Gelinin eline kına yakma töreni bitince damat
adayının kına yakma töreni başlar. Burada da oğlanın akran erkek arkadaşları
sağdıcı ve davul zurna bulunur. Oğlanın eline kına yakılır. Aynı kınadan diğer
erkeklere de sembolik olarak kına yakılır.
KIZ İÇİN SÖYLENMİŞ TÜRKÜ
Tan vaktinde bir
kız indi pınara,
Mavi önlüklü de, kırmızı donlu.
Zülüfleri tel tel düşmüş yanağa,
Örülmüş saçları da değer ayağa.
Ak gerdan üstünde
çiftedir benler,
Altın saç bağları topuğu döver.
İnce bel üstünde gümüşten kemer,
Sade kaşile gözleri dünyayı değer.
DAMAL VE YÖRESİNDE SÖYLENEN ATASÖZLERİ
Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir.
Ayağın taşa değerse kendi kusurundan bil.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Atınan katır tepişir, eşeğin arada canı çıkar.
Allah dağına göre kış verir.
Ayının kırk oyunu varmış armutla alıcın başınaymış.
Azığı evden al, arkadaşı köyden al.
Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış.
Akıllı düşünene kadar deli köprüyü geçer.
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
Ayağını yorganına göre uzat.
Ayının ahmağı kayganadan pay umar.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
Aklı kesen düşman akılsız düşmandan iyidir.
Besle kargayı oysun gözünü.
Bir bıyıktan kırk sakal olmaz ama kırk sakaldan bir bıyık olur.
Bacım umuyor bacımdan, bacım ölüyor acından.
Balık baştan tutulur.
Boynuzsuz koçun ahı, boynuzlu koça kalmaz.
Bitli kaşınmış da aç umsunmuş.
Canı yanmış eşek attan yürük gezer.
Can cana kurban edilmez.
Çak çak başını gözünü yarar değirmen taşı istediği gibi döner.
Çayı görmeden çemirlenmez.
Çayın ortasında at değiştirilmez.
Deli dedi akıllı inandı.
Deli deliyi görünce çomağını saklar
Dar günde dost düşman belli olur.
Ersiz avrat yularsız ata benzer.
Erim evde yok keyfim beyde yok.
Eşeğin kazancı at içindir.
Er dayıya kız bibiye çeker.
Elden gelen önlük olmaz o da vaktinde bulunmaz.
Ev danası öküz olmaz.
El atına binen tez iner.
El eliyle çorba içilmez.
El eliyle diken çıkarılmaz.
Görünen köy kılavuz istemez.
Hesabını bilmeyen kasabın, elinde kalır masadı.
Isıran köpek dişini göstermez.
İte bak yattığı yere bak
İt ayıbı bilse tuman giyer
İtin ürmeyenini kapıya koymazlar
İtin yediğini ürdüğüne sayarlar
İtinen bir çuvala girilmez
İti ürdürene kadar çalıyı dolan
Koçluk kuzu közde belli olur.
Kaçan balık büyük olur
Köy köy üstüne olur ev ev üstüne olmaz.
Kel derman bulsa başına çalar.
Koy atın ölümü arpadan olsun
Kenarına bak bezini al anasına bak kızını al.
Kıllı it boğuşmak senin neyine.
Karı var arpa unundan aş yapar, karı var buğday unundan termaş yapar
Keçini öleceği gelende çobanın değneğine sürtünür.
Keçi nereye çıkarsa oğlakıda oraya çıkar
Kadı var eşini vezir eder, kadın var eşini rezil eder.
Körle yatan şaşı kalkar.
Odun odunu yarar ahmak kendini yorar
Öküzü olmayanın bıçağı keskin olur
Öküz öldüğümde postumu ineğin üstüne atın demiş
Peyniri deri saklar kadını eri saklar.
Peşkeş atın dişine bakılmaz.
Sefil atın çiftesi sert olur.
Suyun durgun akanından insanın yere bakanından kork.
Tangır elek tangır sac elim hamur karnım aç.
Tavukça tavuk su içer Allah bakar
Tek öküzle çift sürülmez.
Tek taştan duvar olmaz.
Ürmesini bilmeyen it sürüye getirir kurt.
Vuran oğul babaya bakmaz.
Yol gitmekle borç ödemekle biter.
Yetim hırsızlığa çıkanda ay akşamdan doğar.
Yetime öğüt veren çok olur, ekmek veren olmaz.
Yetimi döveceğine elbiseni yırt.
Zemheri ayında suya girilmez.
Zemheri ayında yola gidilmez.
Kaynak: Erol ÖZER
Ardahan İli Damal İlçemizde
Beddua Kargıç olarak söylenmektedir. “Ne Kargışlıyon kız” sözü beddua okuma
anlamına gelmektedir.
İLÇEMİZE HAS
BEDDUALAR ( KARGIÇLAR )
1- Ocağın Söne
2- Kapın Kapalı
Kala
3- Kadan
Dalından Gele
4- Batım Okuna
Rasgelesin
5- Salacağına
Kurt Düşe
6- Ali’ nin
Kılıcına Gelesin
7- Etlerin
Teneşirden Döküle
8- Gorunda
Yatmayasın
9- Nesimi Gibi
Yüzülesin Mansur Gibi Dara Çekilesin Halil İbrahim Gibi Nara Atılasın
10- Kulağına Kurşun
Ağa
11- Gözüne Ala Duman
Gele
12- Sürüm Sürüm
Sürünesin
13- Gidişin ola
Gelişin Olmaya
14- Gurbetten Karalı
Haberin Gele
15- Karnın Doymaya
Yüzün Gülmeye
16- Dullara Duvaksız
Gidesin
17- Çel Çocuk Yüzüne
Hasret Kalasın
18- Ölün Düzde Kala
Leşini İtler Yiye
DUALAR
1-Allah ne muradın varsa versin
2-Kül
avuçlayasın, altın kese
3-Mevlam ne
dileğin varsa versin
4-Ali
yardımcın, Hızır kılavuzun ola.
KAYNAK : EROL ÖZER
DAMAL VE YÖRESİNDE KULLANILAN KELİMELER
Asıllım :Çok iyi
Alaşa :Çapkın
Bıldır :Geçen sene
Badaşık :Samimiyet
Bayak :Biraz önce
Buymak :Donmak üzere olmak
Bıdılamak :Kendi kendine söylenmek.
Cendek :Leş
Cıbıl :Çıplak
Çarpım :Kat kat yufka ekmek.
Çavmak :Sağa sola koşmak,acele davranış.
Çırtım :Bir damla
Daraba :Evle ahırı ayıran tahta perde.
Duluk :Zülüf
Durmahal :Durmadan,daima
Dümsük :Gizlice birine dirsek vurma
Edirtlemek :Bitmiş bir işi tekrar tekrar gündeme
getirmek.
Edik :Nakış
Elcek :Tutacak,sap
Guda :Kuyruğu kısa
Guduk :Köpek yavrusu.
Gıdıl :Küçük
Gümrenme :Ağıt söyleyerek ağlama.
Herbi :Çabuk
İç Etmek :Ortak hakkı yemek
İyeşmek :Ben çok çalıştım,sende şu işi yap
tartışması.
Karavul :Kır korucusu,bekçi
Keflemek :Birini yalnız yakalayarak dövme hesabı
yapmak.
Kercine :İnadına
Kerti :Bayat
Kırtık :Çok kullanılarak incelmiş sabun
Kıskılamak :Köpeği birinin ütüne tutsun diye yollamak.
Koş koşa :At başı gitme.
Kuylamak :Saklamak
Lağlanmak :Birini aşağılayarak alay etmek.
Lehlemek :Yorulmak
Lığlama :Dop dolu
Matalanma :Şaşma, hayret etme
Mısmıl :Temiz, düzenli
Mındar :Pis, kirli
Malamat :Ayıbı duyulmak, mahcup olmak
Naçar :Biçare
Pet Kesmek :Şişmek
Pampalaşmak :Büyümek
Puçumak :Mahçup olmak, utanmak
Safsalamak :Oyalamak
Seğirtmek :Koşmak
Seriklemek :Otururken arada bir uyuklamak
Seme :Beceriksiz
Siftimek :Kabuklarından temizlemek
Şamlamak :Kandırıp, inandırmak
Şaplak :Tokat
Şamata :Gürültü
Tutuk :Burnundan konuşmak
Ucun ucun :Azar azar
Urzan :Doğum yapamayan, kısır
Yakınmak :Şikayet etmek, dert yanmak
Yangılı :İsterik
Yandırmak :Birine aşık olmak
Yavukmak :Birine çok alışmak
Yavuncamak :Yalvarmak
Yüngül :Hafif
Zaarki :Herhelde
KOTANLAMALAR
( HEREYİL )
Aile
içinde başlayarak toplumları idare eden düzenleyen örf adetler toplum düzeninin
her sahasında farklı şekillerde kendini göstermektedir.
Bunlardan
biriside kotanlamalardır.
Kotanlama,
kotan sürerken söylenen manilere denir.
Kotan nedir?
Kotanlama nedir? Bunları biraz açmak gerekirse, çiftçilerimiz büyük tarlaların
sürülmesi için birkaç ailenin bir araya gelmesi için birleşirler. Buna modgam
denir. bir araya gelen çiftçiler kotan denilen büyük bir karasaban koşarlar. 10-
12 çift öküz koşulur. Kotanı tutana yani idare edene Majkal, her boyun çift
öküzü idare edenlere Hodak, geceleri öküzleri otarana da Öküzcü denir. Kotanı
sürmeye sabaha karşı tan atışında başlanır. Bu arada hodaklar uyumamak için
horeyil söylerler. Bu söylemeler karşılıklı olur. Her dörtlükten sonra hep bir
ağızdan Hooooo diye bağırırlar.
BUNLARDAN BİRKAÇ ÖRNEK:
Ağtaşı kaldırsam
İnce yılan öldürsem
Yılan inceden ötür,
Yüksek dağda gül biter.
Hooooo...
Tarlanın yanından geçen yolcuya:
Buradan bir atlı geçti,
Nalları parlattı geçti,
Ellere selam verip,
Bize el attı geçti.
Hooooo…
Koyun kuzu sürüsü tarla yanından
geçerse:
Ay çevirmeler çevirmeler,
İçinde ak koyun meler,
Mele koyunum mele,
Belki sevdiğin gele,
Hooooo…
Tarla yanından bir gelin veya
kız geçerse:
Buradan bir maya geçti,
Sallandı çaya geçti,
Ben sevdim eller aldı,
Emeğim zaya geçti.
Hooooo…
Tarla yanından evli bir bayanla
erkek geçerse:
Kuş kayadan el eyler,
Eşine gel gel eyler,
İki baş bir yastıkta,
O göz uykuyu neyler.
Hooooo…
KOTANLAMALAR:
Horevel
Buradan bir maya geçti
Sallandı çaya geçti
Ben sevdim eller aldı
Emeğim zaya geçti.
Buradan bir atlı geçti
Nalları parlattı geçti
Ellere selam verip
Bize el attı geçti.
Kuş kayadan el eyler
Eşine gel gel eyler
İki baş bir yastıkta
O göz uykuyu neyler.
O güneyler o güneyler
O gölge o güneyler
İki baş bir yastıkta
O göz uykuyu neyler.
Manide mestim oğlan
Ufaktan dostum oğlan
Gelip geçtikçe selam verirdin
Neden selamı kestin oğlan.
Ektim Biçtim Herk ettim
Dadandı kara leylek
Kışı beraber geçirdik
Yazın ayırdı felek.
BİZİM ELLER
Sen bizim elleri bilmezsin gülüm
Ulgar’ın dumanı çekilsin de gör,
Her haftası bayram, her günü düğün
Hele Ortayurt’a çıkılsında gör.
Mayıstan mayısa yapılır yolu,
İçimiz Atatürk sevgisi dolu
Biz ebedi unutmayız onu
Hele Karadağ’da gölgesi oluşsunda gör.
Bilmezsin ovalar nasıldır bizde,
Kağnılar yollarda, yoncalar dizde,
Yazdıklarım yalan değil hep bizde
Hele bir ekinler ekilsin de gör.
Görmedin sen bizim soğuk suları
Karlar eriyince kırar yuları
Köpük olur beyaz su, olur sarı
Hele taştan taşa dökülsün de gör
Mezarlık sanki Kıbrıs Adası
İçinden çıkmaz ölüm sedası
Cumadan cumaya gideyim bari
Muhammet mezarda ağlasın da gör.
Muhammet DOĞAN
Y.Gündeş Köyü / Damal
ÖRF, ADET, GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZDEN
Askerlik ve Gurbetlik :
Askere ve gurbete
gidenler davet edilir. Davul zurna ile uğurlanır. Hayırlı gidin gelin denilir.
Geldiğinde köylüler ve akrabalar tarafından karşılanır.Hal hatır sorulur.
Askerden veya gurbetten gelen karşılamaya gelen misafirlere kolonya ve şeker
(kanfet) ikramında bulunur.
Dini İnançlar :
- Kurban bayramından önce
küskünler barışır, kınalar yakılır, evde genel temizlik yapılır. Kurbanın
kanından çocukların anlına vurulur. Bunun anlamı da çocuğumu hak yoluna
kurban edebilirimdir.
- Kadınlara büyük saygı
vardır. Bunun için şöyle bir deyiş vardır;
- Yedi damı bu cihanı
bezdiren, avratını yalın ayak gezdiren adam adam değildir.
- İkindi üzeri yemek yenmez
- Öğlen üzeri uyunmaz
Halk Hekimliği :
Romatizma için: Isırgan
otunu haşlayıp romatizmalı bölgeye sarılır.
Mantar(Dermağı): gervişek
ağacı yakılır isi yaralı bölgeye sürülür.
Yara tedavisi : Bağ
yaprağı yaraya sarılır.
Halk Meteorolojisi :
- Yıldızların sıklığı
havaların yağışsız geçeceği, yıldızların azlığı havaların yağışlı geçeceğini
gösterir.
- Akşam bulutunun kızarması
yarın ki havanın yağmurlu olacağını gösterir,
Halk Takvimi :
Yıla sene adı verilir. Ayların
isimleri de şöyledir:
Ocak : Zemheri
Şubat : Gücük
Mart : Mart
Nisan : Abrıl
Mayıs
: Mayıs
Haziran : Kiraz
Temmuz : Herk ayı
Ağustos : Çayır ayı
Eylül : Tarla ayı
Ekim : Harman ayı
Kasım : Koç Ayı
Aralık : Karakış
ayı
Halk Hukuku :
- Kızlar miras almaz
- Borç namusdur, zamanın da
verilir
- Kan davası güdülmez ( kanı
kan ile değil, kanı su ile yuğarlar)
- Boşanma yok
- Yasak ilişki olmaz,
yakalanırsa yol düşkünü olur.
- Kirve ve müsahip çocukları
evlenemez.
- Çocuğu olmayan erkeler
eşinin rızasını alarak ikinci evlilik yapabilirler
- Kız kaçırma birbirlerini
severek kaçabilirler.( zorla kız kaçırma yoktur.)
- Sınır anlaşmazlıklarında
hudutları bilen komşular tarafından ikna edilerek anlaşma sağlanır.
Halk Ekonomisi :
Kağnı ve
karasapanla çiftçilik yapılmakta, arıcılık, hayvancılık yapılmakta ve yazın
yaylaya çıkılmaktadır.
Halk Ağırlık Ölçüleri :
Okka : 800 gr.
Tukt : 100 gr.
Put & |