www.damal.gov.tr

 

 

  Damal Kaymakamlığı

· İdari Durumu
· Valimiz
· Kaymakamımız
· Görev Yapan          

  Kaymakamlarımız
· Yazı işleri Müdl.
· Milli Eğitim Müdl.
· Halk Eğitim Müdl.
· Öğretmenevi Müdl.
· Nüfus Müdürlüğü
· İlçe Tarım Müdl.
. Özel İdare Müdl.
· MalMüdürlüğü
· Tapu Sicil Müdl.
· PTT Şubesi
· İcra Müdürlüğü
· TEDAŞ İşl.Şefl.
· Milli Savunma Teşk.
· Ziraat Bankası
· S.Y.D.V

    Mahalli İdareler

· Damal Belediyesi
· Köylerimiz
· Köyl.Hizm.Gtrm.Birl.

    Halk Rehberi

· Bilgi Edinme Yasası
· Ardahan Valiliği
· Ardahan Belediyesi

· Damal Belediyesi
· TC Kimlik No
· Vergi Kimlik No
· Emekli Maaşı

    Yöresel Özellikler
· Kültür
· Damal Bebekleri
· Damal Festivali
· Halk Ozanları
· Atatürk Silueti
    Genel
· Protokol Listesi
· Haber ve Duyurular
· İhale İlanları
· Basında İlçemiz
· E-Mail
· İletişim
  

 YÖRESEL ÖZELLİKLER

Folklor : Yörenin sözlü kültürü oldukça zengindir. Ancak bunlar sistemli ve planlı çalışma ile gün ışığına çıkarılması gerekmektedir. Son 25-30 yıldır toplumun dışa açılması başka kültürlerle iletişimi görsel ve yazılı basının egemenliği genç neslin kültürünü tanımayışı sonucu müthiş bir kültür erozyonu yaşanmaktadır.

Efsaneler: Türkü ve Maniler ; Mani ve türkü çok olup otantik özelliği olacağı kanısıyla aşağıda örneklerle yetinelim.

Mektup yazdım yaz idi 

Kalemim kiraz idi         

Daha çok yazacaktım   

Mürekkebim az idi       

 

Karanfil eğmeyinen      

Göz göze değmeyinen  

Adam yardan ayrılır mı

Babası döğmeyinen     

Maniyi baştan söyle   

Kalemi kaştan söyle  

Karnımın açlığı var    

Ekmekten aştan söyle

 

Tepeköyün düzleri     

Hoş kokar nergisleri  

Oğlan kızın peşinde   

yitirmiş öküzleri        

Ilgar bir maral olsa

Saplısı karar olsa 

yıkarım ılgar seni      

yara bir zarar olsa

 

Kaleden indim ancak

Elinde yeşil sancak

Ne kız oldum ne gelin

odlara yandım ancak

Deyimler : Yöreye özgü bazı deyimler ; Her boyağı boyadık fıstıki boya kaldı, bacım umuyor bacımdan bacım ölüyor acından, adamın ayısı olmasa ayının biri bin para, itin ahmağı o ki gayganadan (Sahanda yumurta) pay, umuyor, Kork aprılın beşinden öküzü ayırır eşinden


DAMAL TÜRKMENLERİ’NİN GELENEKSEL KADIN GİYİMLERİ

             Damal  Türkmenleri, geliyorum, gidiyorum biçiminde, İstanbul ağzına yakın bir şive ile konuşurlar. Genellikle  haziran – ekim ayları arasında  yaylalara çıkarlar.

            Burada yaşayan Türkmenlerimiz, en eski ve özlü Türk giyim kuşamını ve çeşitli bütün adetlerini, günümüze kadar özenle yaşatmışlardır.

            Bildirimimizde, Damal Türkmenleri’nin   günümüze kadar süregelen geleneklerinden, kadın giyimleri üzerinde duracağız.

 

            ÜÇETEK ENTARİLERİ: Eski Anadolu Türk Kadın Kılığı’nda üç etek entari, üzerinde durulmaya değer bir giyim çeşididir. Üçetek entariler, önceleri köy ve kentte ki   bütün anadolu kadınlarında, günlük giyim olarak kullanılmıştır. Mevsimine göre bunların, türlü renkte pamuklu veya yünlü kumaşlardan yapıldığı, ancak kadife ve atlastan olanların genellikle düğünlerde, bayramlarda ve şenliklerde giyilen bir gelin giysisi olduğu bilinmektedir.

          Üçetek giysisi hala Damal’da vazgeçilmez bir giysi olarak giyilmektedir. Bilhassa köylerimizde bu oran daha fazladır.

           Yöremizde bu üçetek entariye; peşli, üç peşli veya saya gibi değişik adlar verilir. Üçetek entarinin ön etekleri ya düz olarak serbest bırakılarak bele tutturulur. Ya da önden kaldırılan etek uçları arkadan birleştirilir. Etek uçları kaldırılanlarda, öne bir önlük bağlanır. Üçetek ile birlikte “Göynek” gömlek,şalvar ve Fermene denilen cepken veya yelek giyilir.

            Öteki bölgelerimizdeki kadınlar, genelde üzerlerinde gömlek ve şalvar ile birlikte bir üçetek entari taşıdıkları halde, Damal’da bu entariden 4-5 katı, üst üste giyilir. Bunların yanı sıra ,ayrıca eteklere de yer verilir. Bu etekler, peştamal gibi diktörtgen biçiminde olup, bele bağlanarak kullanılır. Üçetekler arasında kullanılan bu eteklerin biri önden arkaya bağlanırken, ikincisi arkadan öne doğru bağlanır.

             Böylece, biri önde, öteki arkada olmak üzere biri birini takip ederek,  üç adet etek ile, beş tane üçetek entari üst üste giyilir. Üçetek entari ile birlikte kullanılan eteklerden, öndekine, düz örtü, arkadakine belleme denilir. Yeni evli kadının en az beş entari, üç de etek ve bir yeleği bir arada giymesi gerekli görülür.

            Üçetek entari, etek ve yeleklerin hepsi  astarlıdır. Bu giysilerle birlikte, gömlek ve şalvarları da unutmamak gerekir. Giyilen gömleğe; Ğöynek Eteği denir. Göynek eteğinin beden kısmı, beyaz bezden, eteği ise, renkli herhangi bir kumaştan yapılır. Şalvar, pazenden olup, pijama gibi dikilir ve paçaları, çorap koncuna sokulur. Etek ve entarileri üst üste giyerken, özellikle renklerin birbirine uyuma dikkat edilir. Çünkü entarinin etek uçları ile birlikte, peştamal biçimindeki eteklerin uçları da kaldırılır. Böylece giyenin arka tarafında öyle bir düzenleme yapılır ki,  kat kat giyilen entari ile eteklerin, renkleri arkadan görünür. Bu bakımdan birbirini takip eden renklerin uyumu önemlidir.

            Damal’da, etek uçlarının kaldırılış biçimi,öteki bölgelerimizden oldukça farklıdır.Entarilerin ön uçları kaldırılmadan önce bele,genişçe bir dokuma,kuşak sarılır.Etek uçları kaldırılarak, yan tarafından bel’e, bu kuşak arasında sıkıştırılır.Uçların yanlarda toplanarak sıkıştırılması, giyenin bedenine genişlik verir. Bedenin böylece geniş görünmesi bölgede makbuldür. Hem renk zenginliği, hem de geniş görünmek için Türkmen kadını üst üste giyinir. Entarilerin arka etekleri ise değişik ve uyumlu renkleri ile, arkadan görünüşü güzelleştirir. Yöre halkımız genellikle, 1800-2000m. yükseklikte yayla ikliminden olduğundan, kadınlarımızın üst üste giyimi, sıkıcı veya bunaltıcı olmaz.

             Üçetek entarinin önlerini ve eteklerinin çevresi, karşıt renklerdeki şeritlerle süslenmiştir. Bu süslere,  Zincef  denir.            Ön etek uçları kaldırılıp, arka etekler de düzenlenince, öne bir siyah önlük takılır. Bu önlüğün üzeri, genelde Koçboynuzu süsleriyle süslenir. Önlük de astarlıdır. Yöremizde, üçetek entariye; Saya, onun üzerine giyilen kolsuz üstlüğe,yelek veya kollu giysiye;cepken denir.Kol’a,bilek kısmı tasmalı, üst kısmı büzme bağcıklı (şimdilerde lastikli) geniş birer kolçak takılır.           

  Kolçak ağzındaki tasması da, entarilerde olduğu gibi kolçakta karşıt renkteki kumaştan yapılır. Bu değişik renkteki kol tasmasına da, entarilerdeki gibi, Zincef denir. Geniş olan, kolçağın ortası, bir bağ ile hafif sıkılarak, boğum yapılır. Kolçak renginin, göğse takılan boncuklu, tor ile giysilerin rengine uymasına özen gösterilir.

             Kadınlarımızda, Göğüslük geleneksel giyimin tamamlayıcı bir süsüdür. Giysiler üzerine göğse, mutlaka dikdörtgen biçiminde bir göğüslük konur. Bu da, yukarıdaki bir bağ ile, boyuna geçirilip, alt uçları da, birer bağcıkla arkadan bağlanır. Göğüslük koyu renkli, genelde siyah bir kumaştan yapılır. Buna, döşlük denir. Döşlülüğü, yaşlı kadınlar ile dul kadınlar takarlar. Genç kadınlarda ise, tamamen boncuklardan yapılmış Tor denilen göğüslük kullanılır.

             Bütünü boncuklardan yapılan göğüslük, sık bir balık ağı gibi dokunup, geometrik şekillerde renklendirilmiştir. Yanlarına çepeçevre bir veya iki sıra beyaz veya renkli düğmeler dikilir, bu düğmelerin seçiminde bile estetiğe önem verilir. Düğmelerin dikilişinde zıt renkteki iplik kullanılır.

             Damal Türkmenleri’nin giyimlerinde, boncuklardan yapılma süslere ve takılara, çok önem verilir. Bu rengarenk giysiler göz nuru, el emeği ve özenle hazırlanmış, çeşitli renklerde, örme boncuk süslerle zenginleştirilir. Kemerler, çeşitli saçbağları, baş süsleri, bilezikler, göğüslükler hep renkli boncuklardan yapılır. Kadın; gümüş, hamaylı, kehribar veya iri boncuklardan kolyeler ve altınlar ile boynunu dizi dizi boncuk ve savatlı gümüş bileziklerle de kollarını süsler. Kola takılan boncuk dizilerine, kol boncuğu deniyor. Boncuklu süs takılar, iri boncuklardan yapılmıştır. Bütün boncuk işleri ve giysilerini, Damal’lı Türkmen kadını kendisi hazırlar. Esasen  Türkmenler’de, kadının marifetli olması, kendi giysilerini kendisinin yapması şarttır. Marifetli olmayan,  kendi giysilerini dikmeyen kız evde kalır.

            Geleneksel giysilerde, özel başlıklar kullanılır. Gelenek ve göreneklere göre yapılan  başlıklar, malzeme ve görünüş bakımından, çeşitlilik ve zenginlik gösterir.

            Köy kadınları; fesleri, üzerindeki altınları, gümüşleri, boncuk süslemeleri ve renk renk başörtüleri, ayrıca; altın, gümüş ve boncuktan takıları ile, değişik başlıklar ortaya koymuşlardır. Başlığın hazırlanışı, bağlanması, süsleri sonsuz bir beceri ve sanatın ürünüdür.Türkmen kadını, pul ve boncuklarla süslü örtüleri, tepelik, yanaklık, alınlık; ayrıca, topsu, imleçler, çıngıl ve sakalduruk adlarını taşıyan süsleri ve çiçekleri ile, çok çeşitlilik ve sonsuz güzellikler ortaya koymuşlardır. Böylece bölgeden bölgeye farklılıklar görülmekteyse de, bu farklılıklar özde değil görünüştedir. Özellikler  ortak olup, özde birlik ve bütünlük vardır.

             Başlıklar kadının, sosyal durumunu ve ekonomik gücünü gösterir. Genç kız, gelin, evli kadın, çocuklu kadın, dul kadın, oğlu askere gitmiş kadın ve ninelerin kullandıkları başlıklar, bu özelliklerini yansıtırlar. Bunların her birindeki başlığın ayrı bir özelliği vardır. Ancak hepsinde de özde birlik vardır.

             Bütün değişik başlıkların hepsinde, başa önce bir fes veya takye giyilir.Buna genelde, Terlik veya Arak-Çin (ter toplayan) denir. Her ikisi de, ter emici anlamında kullanılmaktadır. Kadın başlıkları, terlik üzerine, çeşitli, ipek, keten, tül vs. gibi malzemeden değişik renkteki örtüler bağlanarak ve takılarla süslenerek yapılır. Bazı bölgelerde bunlar, bir kep gibidir. Çeşitli yöntemlerle başa yükseklik verilir.

             İster kep biçiminde, ister kasnaklı olsun bu gibi başlıkların hepsi altın, gümüş veya boncuklar ile süslenir. Üstü düz olanların tepesi, ya  renkli boncuklarla işlenir veya gümüş tepelikler konur, ya da sade olarak kullanılır.Yeni evli kadın başlıklarında başa, keten denilen işlemeli beyaz bir örtü örtülür.Bunun üzerine, Yağlık denilen çeşitli renkteki örtüler sarılır, ve bunların üzeri çeşitli takılar ile süslenir.Bu keten denilen beyaz örtüyü yalnızca evli  kadınlar kullanır.Kızlar kesinlikle örtünmezler.

             Başlık keteni üzerine, boncuktan veya gümüşten çeşitli takılar takılır. Başlıklarda ayrıca, başlığın iki yanına tutturulmuş bulunan, kulakların önünden ve çene altından geçen süslü bağlar bulunur. Çenebağı olarak bilinen bu bağ, başlığın kaymasını önler ve ayrıca bir süs aracı olarak da gösterişlidir. Çene bağları, ekonomik durumu yetersiz dul ve yaşlı kadınlarda, herhangi bir kumaştan dikilmiş bir bağ olabildiği gibi, servete göre altın, gümüş ve boncuk dizilerinden de yapılır.

             Bu bağa yöremizde; çenebağı, sakandırık, sakanduruk denir.

             Damal Türkmenleri’nin başlıkları ile baş süslemelerinin,ayrı bir özelliği vardır.Başa önce yaklaşık 8-10 santim yükseklikteki;  terlik veya kofik denen fes giyilir.Bu terliğin ön yönüne, şakağı bütünüyle saran siyah ve koyu kırmızı renkli boncuklardan, geometri şekilleriyle işlenmiş 5-6 santim eninde bir şerit dikilir. Boncuklardan yapılan bu şakak şeridine Siyil deniyor.

             Evli kadınların başına, bu boncuk şeridin üst kısmına, gümüş veya altın paralar sıralanır. Bu sıralamada, alnın orta kesimine gelen yere, iri bir gümüş veya altın, kulpundan dikilir.Fes yani terliğin yanlarından tutturulup, çenenin altına gelen çenebağı,  yöremizde de hep boncuktan yapılır ve genellikle en çok sakandırık adı ile bilinir.Sakandırık, her biri orta genişlikteki parmak kalınlığında bükümlü iki veya üç boncuk kelebinden oluşur.

             Damal Türkmenleri’nde de; genç kız, gelin, evli kadın ve dul kadın ile nine başlıkları ayrı özelliklerdedir. Burada kısaca, yeni evli gelin başının nasıl olduğunu görelim: Yeni evlenmiş bir gelin ile, 8-10 yıllık evli genç kadının başlığı, ana hatları ile birbirine benzer. Ancak, yeni gelin başındaki boncuk ve takılar daha zengindir. Damal Türkmenleri’nde de, evlenişinden üç gün geçince gelinin başı törenle ilk defa, kadın başı olarak düzenlenir. Başa önce, üzerinde çenebağı (sakandırık) ve siyili bulunan yeni bir fes giydirilir. Bunun üzerine, kenarları ve arkaya gelen köşesi ufak boncuklarla zengin bir şekilde işlenmiş beyaz bir örtü, köşeğenden katkanarak örtülür ve çene altından  geçirilerek tepede bağlanır.Buna keten denir.Bu ketenin üzerine,yağlık denilen üç adet krep, köşesinden katlanarak, 8-10 santimlik şeritler halinde kıvrılır ve fesin çevresine sarılır.

             Başın arka tarafına, boncuktan yapılmış ve 4-5 santim genişliğinde bir şerit, şakaklar üzerinde bulunan iri sedef düğmelere ilikli olarak tutturulur. Başın arka yönünde bulunan bu boncuk şeride, Yular denir. Bunun üzeri, sıra halinde iri beyaz sedef düğmelerle süslenebilir. Burada da, düğme dikişlerinde iplik yönlerine özen gösterildiği görülür.Bu baş biçimi, evli kadının günlük başlığıdır.

             Ayrıca, isteğe bağlı olarak günlük giyimde, kadın başlığının arka tarafına, boncuktan yapılmış 15-20 santim uzunluğunda, top denilen bir püskülde takılır. Genç kadınlar, düğün, nişan ve sünnet gibi törenlerde, başlarına yine boncuktan süsler takarlar.Yeni gelinler ise olabildiğince bol boncuklu süsler kullanır.Yeni evli kadında, keten üzerine T şeklini andıran ve bütünü boncuktan yapılma bir baş süsü, üzerinde kancalar yardımı ile, başın arka tarafına tutturulur. T biçimindeki baş süsünün ayağı diyebileceğimiz dikey kesimi, 8-10 santim genişliğinde ve 25-30 santim uzunluğunda bir dörtgen biçimindedir. Bunun tepe kısmı, 3-4 santim enindeki boncuk dizisinin yanı sıra düğmelerle de süslüdür.Bu baş süsüne, Duluk ipi deniyor.

           Duluk ipi, rengarenk boncuklarla, geometrik şekillerle işlenmiştir. Alt kısmına boncuklardan saçaklar yapılmıştır. Ayrıca, başın iki yanına boncuktan yapılma Top denilen püsküller takılır. Bazen başın arka tarafına duluk ipi yerine, bu toplardan da takılır. Yine gelinlerde duluk ipinin yanı sıra, boncuktan yapılma, parmak kalınlığında ve kalem biçiminde saçakları bulunan süslere de yer verilir.Ayrıca, saçlar üzerine  boncuktan değişik süsler takılır. Arkaya, bele boncuk, kordenet ve bazen gümüşten yapılmış saçbağı denilen bir süs bağlanır. Bele bağlanan saçbağı, belden eteğe doğru sarkar.Yine belin iki yanına ve öne yedek denilen boncuk süslemeler takılır.

             Genç kızlarda da siyil adı verilen ön şerit, yular denilen arka şerit ve sakanduruklu fes giyilir. Arkadan sarkan saç örükleri üzerine, yine boncuktan yapılma saçipi veya kütük denilen süsler konur. Saçipi, yatık dikdörtgen şeklinde olup, alt kısmı, içi pamukla doldurulup yuvarlak örülmüş, parmak kalınlığında saçaklı bir süstür.

             Kızlarda keten örtünme adeti yoktur.  Ergenliğe erişmemiş kızların başlıkları da aynı özelliktedir.

             Damal’da yeni evli kadınların entarileri, genelde kadifeden yapılmaktadır.5-6  üçetek entarinin, 3 adet eteğin ve önlüğün üst üste giyildiği, bunların hepsinin astarlı oluşları, ayrıca o ağır boncuktan süsleri de düşünülürse, yüksek yaylalara yaraşan bu  Türkmen giysileri ile giyinik olarak yazın dolaşmanın da güçlüğü ortaya çıkar. Ne var ki, küçük yaştan böyle giyinmeye alışıldığı için zor gelmemektedir.

             Tabiidir ki 5-6 kat üstüste giyinilen Damal Türkmen kadın giysileri ve takılarının maliyeti de, oldukça yüksek olup, ayrıca çok el emeği ve özen istemektedir.

             

DAMAL ve YÖRESİNE AİT MANİLER

Pınar başı dikmeli   Doymamışım aş ile
Dibine gül ekmeli.   Gözüm dolu yaş ile
El oğlunun derdini.   Nerelere giderim
Ölenecek çekmeli   Bu sevdalı baş ile
                
Üçderenin yolu ayaz.   Duvağın bezeklisi
Bir mendil buldum beyaz   Tarlanın tezeklisi
Kurban olduğum Allah   Sarıldıkça tat verir
Seveni sevene yaz.   Kızların göbeklisi
                           
Yudum yudum duruldum   Ola sen Sorslu musun?
Altın idim pul oldum   Ayağı mesli misin?
Kimseye gönül vermezken   Kan edenler barıştı
Bir kötüye kul oldum   Yoksa sen gavur nesli misin?
                           
Bacadan ot atıyor   Koyunlar sağılanda
Kızlara çalım satıyor   Sağılıp soğulanda
Ola çalımın batsın    Anan nasıl dayansın?
Anan çulda yatıyor   Askerler-okullar dağılanda
                           
Ulgar bir maral olsa   Dağ başında mağara
Saplısı karar olsa   Felek gözün ağara
Ulgar seni yıkarım   Ana beni severdin
Yara bir zarar olsa   Biye verdin cahala
                          
Bir taş attım çeliğe   Jaradğ’da talan var
Çeliğin çiçeğine   Beni derde salan var
Kurban olam sarılan   Çek bayrakçı bayrağı
Kızların gökçeğine   Gözü yolda kalan var
                
Kamerinin düzünden   Çamlıyurdun düzleri
Keçileri aşırmış   Top biter nergizleri
Oğlan kızın yüzünden   Oğlan kızın yüzünden
Yolları şaşırmış   Yitirmiş öküzleri
                
Bir kuş tuttum alaca   Damal’ın ovası var
Bağladım dört ağaca   Ovası obası var
Mevlam bir yazı yazmış   Benim sevdiğim kızın
Ne kapı var ne baca   Ne zalim babası var?
                
Şulgürün deresi cızıdır cızı   Hastayım nar isterim
Açarlar yaramı dökerler tuzu   Döşeği dar isterim
Beni bir gavur vurdu   Dar döşeğin üstünde 
Yaramı bağlayan bir Türkmen kızı   Cilveli yar isterim

 

KINA GECESİ

            Gelinin yengesi, evlenme çağı gelmiş bekar kızlar ve davul zurna  beraberinde kına hazırlanır. Gelinin başı bir yağlıkla(başörtü) örtülür. Selavat getirilerek ve arkasından maniler söylenerek kızın oturduğu mekan çevresinde üç kez dönülür.bir tepsi içerisinde mumlar ve kına bulunur. Mumlar ateşlenir ve davul zurnanın ağlatma  makamı eşliğinde gelinin eline kına yakılır. Arta kalan kınadan diğer kız arkadaşları da kına yakılır. Söylenen türkü şudur;

 “Kınayı getir ana

Parmağın batır ana

Ben bu gece misafir

Koynunda yatır ana

 

Damın önü çeperler

Çepere su serperler

Uzak yoldan geleni

Terli terli öperler”

            Gelinin eline kına yakma töreni bitince damat adayının kına yakma töreni başlar. Burada da oğlanın akran erkek arkadaşları sağdıcı ve davul zurna bulunur. Oğlanın eline kına yakılır. Aynı kınadan diğer erkeklere de sembolik olarak kına yakılır.

KIZ İÇİN SÖYLENMİŞ TÜRKÜ

Tan vaktinde bir kız indi pınara,
Mavi önlüklü de, kırmızı donlu.
Zülüfleri tel tel düşmüş yanağa,
Örülmüş saçları da değer ayağa.

Ak gerdan üstünde çiftedir benler,

Altın saç bağları topuğu döver.
İnce bel üstünde gümüşten kemer,
Sade kaşile gözleri dünyayı değer.
 

DAMAL VE YÖRESİNDE SÖYLENEN ATASÖZLERİ 

Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir.
Ayağın taşa değerse kendi kusurundan bil.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Atınan katır tepişir, eşeğin arada canı çıkar.

Allah dağına göre kış verir.
Ayının kırk oyunu varmış armutla alıcın başınaymış.
Azığı evden al, arkadaşı köyden al.
Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış.

Akıllı düşünene kadar deli köprüyü geçer.
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
Ayağını yorganına göre uzat.
Ayının ahmağı kayganadan pay umar.

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
Aklı kesen düşman akılsız düşmandan iyidir.
Besle kargayı oysun gözünü.
Bir bıyıktan kırk sakal olmaz ama kırk sakaldan bir bıyık olur.

Bacım umuyor bacımdan, bacım ölüyor acından.
Balık baştan tutulur.
Boynuzsuz koçun ahı, boynuzlu koça kalmaz.
Bitli kaşınmış da aç umsunmuş. 

Canı yanmış eşek attan yürük gezer.
Can cana kurban edilmez.
Çak çak başını gözünü yarar değirmen taşı istediği gibi döner.
Çayı görmeden çemirlenmez.

Çayın ortasında at değiştirilmez.
Deli dedi akıllı inandı.
Deli deliyi görünce çomağını saklar
Dar günde dost düşman belli olur. 

Ersiz avrat yularsız ata benzer.
Erim evde yok keyfim beyde yok.
Eşeğin kazancı at içindir.
Er dayıya kız bibiye çeker.

Elden gelen önlük olmaz o da vaktinde bulunmaz.
Ev danası öküz olmaz.
El atına binen tez iner.
El eliyle çorba içilmez.
El eliyle diken çıkarılmaz. 

Görünen köy kılavuz istemez.
Hesabını bilmeyen kasabın, elinde  kalır masadı. 

Isıran köpek dişini göstermez.
İte bak yattığı yere bak
İt ayıbı bilse tuman giyer
İtin ürmeyenini  kapıya koymazlar
İtin yediğini ürdüğüne sayarlar

İtinen bir çuvala girilmez
İti ürdürene kadar çalıyı dolan
Koçluk kuzu közde belli olur.
Kaçan balık büyük olur
Köy köy üstüne olur ev ev üstüne olmaz.

Kel derman bulsa başına çalar.
Koy atın ölümü arpadan olsun
Kenarına bak bezini al anasına bak kızını al.
Kıllı it boğuşmak senin neyine.

Karı var arpa unundan aş yapar, karı var buğday unundan termaş yapar
Keçini öleceği gelende çobanın değneğine sürtünür.
Keçi nereye çıkarsa oğlakıda oraya çıkar
Kadı var eşini vezir eder, kadın var eşini rezil eder.

Körle yatan şaşı kalkar.
Odun odunu yarar ahmak kendini yorar
Öküzü olmayanın bıçağı keskin olur
Öküz öldüğümde postumu ineğin üstüne atın demiş

 Peyniri deri saklar kadını eri saklar.
Peşkeş atın dişine bakılmaz.
Sefil atın çiftesi sert olur.
Suyun durgun akanından insanın yere bakanından kork. 

Tangır elek tangır sac elim hamur karnım aç.
Tavukça tavuk su içer Allah bakar
Tek öküzle çift sürülmez.
Tek taştan duvar olmaz. 

Ürmesini  bilmeyen it sürüye getirir kurt.
Vuran oğul babaya bakmaz.
Yol gitmekle borç ödemekle biter.
Yetim hırsızlığa çıkanda  ay akşamdan doğar.

Yetime öğüt veren çok olur, ekmek veren olmaz.
Yetimi döveceğine elbiseni yırt.
Zemheri ayında suya girilmez.
Zemheri ayında yola gidilmez.

                                                                                              Kaynak: Erol ÖZER

 

Ardahan İli Damal İlçemizde Beddua Kargıç olarak söylenmektedir. “Ne Kargışlıyon kız” sözü beddua okuma anlamına gelmektedir.

 

İLÇEMİZE HAS BEDDUALAR ( KARGIÇLAR ) 

1-     Ocağın Söne

2-     Kapın Kapalı Kala

3-     Kadan Dalından Gele

4-     Batım Okuna Rasgelesin

5-     Salacağına Kurt Düşe

6-     Ali’ nin Kılıcına Gelesin

7-     Etlerin Teneşirden Döküle

8-     Gorunda Yatmayasın

9-     Nesimi Gibi Yüzülesin Mansur Gibi Dara Çekilesin Halil İbrahim Gibi Nara Atılasın

10- Kulağına Kurşun Ağa

11- Gözüne Ala Duman Gele

12- Sürüm Sürüm Sürünesin

13- Gidişin ola Gelişin Olmaya

14- Gurbetten Karalı Haberin Gele

15- Karnın Doymaya Yüzün Gülmeye

16- Dullara Duvaksız Gidesin

17- Çel Çocuk Yüzüne Hasret Kalasın

18- Ölün Düzde Kala Leşini İtler Yiye

  

DUALAR

1-Allah ne muradın varsa versin

2-Kül avuçlayasın, altın kese

3-Mevlam ne dileğin varsa versin

4-Ali yardımcın, Hızır kılavuzun ola.

 

                                           KAYNAK : EROL ÖZER

 

DAMAL VE YÖRESİNDE KULLANILAN KELİMELER

Asıllım          :Çok iyi

Alaşa            :Çapkın

Bıldır             :Geçen sene

Badaşık         :Samimiyet

Bayak           :Biraz önce

Buymak        :Donmak üzere olmak

Bıdılamak      :Kendi kendine söylenmek.

Cendek         :Leş

Cıbıl              :Çıplak

Çarpım          :Kat kat yufka ekmek.

Çavmak         :Sağa sola koşmak,acele davranış.

Çırtım            :Bir damla

Daraba           :Evle ahırı ayıran tahta perde.

Duluk             :Zülüf

Durmahal       :Durmadan,daima

Dümsük         :Gizlice birine dirsek vurma

Edirtlemek      :Bitmiş bir işi tekrar tekrar gündeme getirmek.

Edik               :Nakış

Elcek              :Tutacak,sap

Guda              :Kuyruğu kısa

Guduk            :Köpek yavrusu.

Gıdıl               :Küçük

Gümrenme     :Ağıt söyleyerek ağlama.

 Herbi             :Çabuk

İç Etmek         :Ortak hakkı yemek

İyeşmek         :Ben çok çalıştım,sende şu işi yap tartışması.

 Karavul          :Kır korucusu,bekçi

Keflemek        :Birini yalnız yakalayarak dövme hesabı yapmak.

Kercine           :İnadına

Kerti               :Bayat

Kırtık              :Çok kullanılarak incelmiş sabun

Kıskılamak      :Köpeği birinin ütüne tutsun diye yollamak.

Koş koşa         :At başı gitme.

Kuylamak       :Saklamak

 Lağlanmak      :Birini aşağılayarak alay etmek.

Lehlemek        :Yorulmak

Lığlama           :Dop dolu

Matalanma       :Şaşma, hayret etme

Mısmıl              :Temiz, düzenli

Mındar             :Pis, kirli

Malamat          :Ayıbı duyulmak, mahcup olmak

 Naçar             :Biçare

 Pet Kesmek     :Şişmek

Pampalaşmak   :Büyümek

Puçumak          :Mahçup olmak, utanmak

 Safsalamak      :Oyalamak

Seğirtmek        :Koşmak

Seriklemek       :Otururken arada bir uyuklamak

Seme               :Beceriksiz

Siftimek            :Kabuklarından temizlemek

 Şamlamak        :Kandırıp, inandırmak

Şaplak              :Tokat

Şamata             :Gürültü

Tutuk                :Burnundan konuşmak

Ucun ucun         :Azar azar

Urzan               :Doğum yapamayan, kısır

Yakınmak         :Şikayet etmek, dert yanmak

Yangılı              :İsterik

Yandırmak        :Birine aşık olmak

Yavukmak        :Birine çok alışmak

Yavuncamak     :Yalvarmak

Yüngül              :Hafif 

Zaarki              :Herhelde

 

KOTANLAMALAR ( HEREYİL )

 Aile içinde başlayarak toplumları idare eden düzenleyen örf adetler toplum düzeninin her sahasında farklı şekillerde kendini göstermektedir.           

Bunlardan biriside kotanlamalardır.

Kotanlama, kotan sürerken söylenen manilere denir.

Kotan nedir? Kotanlama nedir?  Bunları biraz açmak gerekirse, çiftçilerimiz büyük tarlaların sürülmesi için birkaç ailenin bir araya gelmesi için birleşirler. Buna modgam denir. bir araya gelen çiftçiler kotan denilen büyük bir karasaban koşarlar. 10- 12 çift öküz koşulur. Kotanı tutana yani idare edene Majkal, her boyun çift öküzü idare edenlere Hodak, geceleri öküzleri otarana da Öküzcü denir. Kotanı sürmeye sabaha karşı tan atışında başlanır. Bu arada hodaklar uyumamak için horeyil söylerler. Bu söylemeler karşılıklı olur. Her dörtlükten sonra hep bir ağızdan Hooooo diye bağırırlar.

 

BUNLARDAN BİRKAÇ ÖRNEK:

Ağtaşı kaldırsam

İnce yılan öldürsem

Yılan inceden ötür,

Yüksek dağda gül biter.

Hooooo...

 

Tarlanın yanından geçen yolcuya:

 

Buradan bir atlı geçti,

Nalları parlattı geçti,

Ellere selam verip,

Bize el attı geçti.

Hooooo…

 

Koyun kuzu sürüsü tarla yanından geçerse:

Ay çevirmeler çevirmeler,

İçinde ak koyun meler,

Mele koyunum mele,

Belki sevdiğin gele,

Hooooo…

 

Tarla yanından bir gelin veya kız geçerse:

 

Buradan bir maya geçti,

Sallandı çaya geçti,

Ben sevdim eller aldı,

Emeğim zaya geçti.

Hooooo…

 

Tarla yanından evli bir bayanla erkek geçerse:

 

Kuş kayadan el eyler,

Eşine gel gel eyler,

İki baş bir yastıkta,

O göz uykuyu neyler.

Hooooo…

KOTANLAMALAR:

Horevel 

Buradan bir maya geçti

Sallandı çaya geçti

Ben sevdim eller aldı

Emeğim zaya geçti.

 

Buradan bir atlı geçti

Nalları parlattı geçti

Ellere selam verip

Bize el attı geçti.

 

Kuş kayadan el eyler

Eşine gel gel eyler

İki baş bir yastıkta

O göz uykuyu neyler.

 

O güneyler o güneyler

O gölge o güneyler

İki baş bir yastıkta

O göz uykuyu neyler.

 

Manide mestim oğlan

Ufaktan dostum oğlan

Gelip geçtikçe selam verirdin

Neden selamı kestin oğlan.

 

Ektim Biçtim Herk ettim

Dadandı kara leylek

Kışı beraber geçirdik

Yazın ayırdı felek.

 

 BİZİM ELLER 

Sen bizim elleri bilmezsin gülüm
Ulgar’ın dumanı çekilsin de gör,
Her haftası bayram, her günü düğün
Hele Ortayurt’a çıkılsında gör.
 
Mayıstan mayısa yapılır yolu,
İçimiz Atatürk sevgisi dolu
Biz ebedi  unutmayız onu
Hele Karadağ’da gölgesi oluşsunda gör. 

Bilmezsin ovalar nasıldır bizde,
Kağnılar yollarda, yoncalar dizde,
Yazdıklarım yalan değil hep bizde
Hele bir ekinler ekilsin de gör. 

Görmedin sen bizim soğuk suları
Karlar eriyince kırar yuları
Köpük olur beyaz su, olur sarı
Hele taştan taşa dökülsün de gör 

Mezarlık sanki Kıbrıs Adası
İçinden çıkmaz ölüm sedası
Cumadan cumaya gideyim bari
Muhammet mezarda ağlasın da gör. 

                                   Muhammet DOĞAN
                                   Y.Gündeş Köyü / Damal


ÖRF, ADET, GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZDEN 

Askerlik ve Gurbetlik :

   Askere ve gurbete gidenler davet edilir. Davul zurna ile uğurlanır. Hayırlı gidin gelin denilir. Geldiğinde köylüler ve akrabalar tarafından karşılanır.Hal hatır sorulur. Askerden veya gurbetten gelen karşılamaya gelen misafirlere kolonya ve şeker (kanfet)  ikramında bulunur.

 Dini İnançlar : 

  • Kurban bayramından önce küskünler barışır, kınalar yakılır, evde genel temizlik yapılır. Kurbanın kanından çocukların anlına vurulur. Bunun anlamı da çocuğumu hak yoluna kurban edebilirimdir.
  • Kadınlara büyük saygı vardır. Bunun için şöyle bir deyiş vardır; 
  • Yedi damı bu cihanı bezdiren, avratını yalın ayak gezdiren adam adam değildir.
  • İkindi üzeri yemek yenmez
  • Öğlen üzeri uyunmaz

 

Halk Hekimliği :

Romatizma için: Isırgan otunu haşlayıp romatizmalı bölgeye sarılır.

Mantar(Dermağı): gervişek ağacı yakılır isi yaralı bölgeye sürülür.

Yara tedavisiBağ yaprağı yaraya sarılır.         

 

Halk Meteorolojisi : 

  • Yıldızların sıklığı havaların yağışsız geçeceği, yıldızların azlığı havaların yağışlı geçeceğini gösterir.
  • Akşam bulutunun kızarması yarın ki havanın yağmurlu olacağını gösterir,

 

Halk Takvimi : 

Yıla sene adı verilir. Ayların isimleri de şöyledir:

Ocak               : Zemheri

Şubat              : Gücük

Mart                : Mart

Nisan               : Abrıl

Mayıs               : Mayıs

Haziran            : Kiraz

Temmuz           : Herk ayı

Ağustos            : Çayır ayı

Eylül                : Tarla ayı

Ekim                : Harman ayı

Kasım              : Koç Ayı

Aralık               : Karakış ayı

 

Halk Hukuku : 

  • Kızlar miras almaz
  • Borç namusdur, zamanın da verilir
  • Kan davası güdülmez ( kanı kan ile değil, kanı su ile yuğarlar)
  • Boşanma yok
  • Yasak ilişki olmaz, yakalanırsa yol düşkünü olur.
  • Kirve ve müsahip çocukları evlenemez.
  • Çocuğu olmayan erkeler eşinin rızasını alarak ikinci evlilik yapabilirler
  • Kız kaçırma birbirlerini severek kaçabilirler.( zorla kız kaçırma yoktur.)
  • Sınır anlaşmazlıklarında hudutları bilen komşular tarafından ikna edilerek anlaşma sağlanır.

 Halk Ekonomisi :

    Kağnı ve karasapanla çiftçilik yapılmakta, arıcılık, hayvancılık yapılmakta ve yazın yaylaya çıkılmaktadır.

 Halk Ağırlık Ölçüleri : 

Okka               : 800 gr.

Tukt                 : 100 gr.

Put            &